BENTARAF… BİTARAF… BERTARAF…

Erdal ATABEK

 

Taraflar belli olmuştur.

Benden yana olanlar bentaraf.

Benden yana olmayanlar ‘bertaraf’.

Bu terimler öyle söylenip geçiverilen sözler değildir.

Referandum sırasında söyleniveren bir öfke sözü de değildir.

Bu ‘taraflaşma’ bir stratejidir.

Artık bundan sonra ülkemizde yaşam böyle olacaktır.

Bentarafolmazsan,

‘Bertaraf’ olursun.

Basın.

Üniversite.

Yargı.

Bilim.

Sanat.

Sermaye.

İş dünyası.

Spor.

Endüstri.

Ticaret.

Eğitim.

Turizm.

Her alan, her sektör, her uğraş.

Bentarafmısın?

‘Bertaraf’ mısın?

Bu ayrımcılık basit bir bölünme değildir.

Ürküten bir sindirme tutumudur.

Kesin bir boyun eğme bekleyen bir tutum.

Kesin itaati hedefleyen bir strateji.

Bırakın demokrasiyi, bırakın özgür toplum söylemlerini.

Bir arada yaşama olanağı kalmayacaktır.

Tophane olayları basit bir, ‘semte yeni gelen kültüre hoşnutsuzluk’ olabilir.

Ama cesaret edilen şiddetin kaynağı bu ‘ayrımcı buyurganlıktır’.

Ayrımcı buyurganlık.

Kendinden olmayanı dışlamakla başlayan ayrımcılık.

Sonra, yavaş yavaş çevresini kuşatan nefret.

Arkadan dışa vurulan öfke.

Sonrası yıldırıp kaçırmayı amaçlayan saldırılar.

Sonunda öldürüp ortadan kaldırma.

Madımak olayı böyle yaşanmıştır.

Kahramanmaraş olayları böyle hazırlanmıştır. Siyasal iktidarın sessizleşen bakışları altında.

Siyasal iktidarların hazırlayan tutumlarından cesaret alarak.

Siyasal iktidarların bir şey yokmuş gibi davranan destekleriyle.

Görmezden gelmelerle.

Olayları küçültmelerle.

‘Büyütmeyin bunları’ diyerek.

‘Ara sıra olur işte’ deyip kapatarak.

‘Her yerde oluyor’ diye meşru sayarak.

Sonuçları hazırlayanların bile tahmin edemeyeceği boyutlara ulaşır.

Sonra da hazırlanan bertarafların suçlanacağı bir senaryo’ ortaya atılarak.

Dünyada da bu olaylar böyle başlamış, böyle yaşanmıştır.

Bizim ülkemizde de.

Dikkat.

Bu bölünme en tehlikelisidir.

Ülkenin bütünlüğü ile oynamak bedeli çok ağır bir yanlıştır.

Bugün birdenbire ‘dün’ oluverir.

‘Yarın’ da hiç kimsenin yarını olamaz.

Dikkat! Dikkat!

Ateşle oynamayalım...

 

 

Cumhuriyet Gazetesi – 27.09.2010