 |
KISA KISA
|
Kelâmından olur ma'lûm kişinin kendi mikdan (Mechûl) |
|
Kismetindir gezdiren yer yer seni Göğe çıksan âkibet yer yer seni (İbn-i Kemâl) |
|
Mescide koymadılar meykededen sürdiler âh Ne helâle yarar olduk ne harama nidelüm (Necati) |
|
Lâtif olsa lâtife hoştur elbet Velâkin hariç olmaya edebten (Beyânî) |
|
Sel gelir kum kalır âhir buna âlem derler,
Eyleme âşık-ı üftâdeni(biçare) ağyâra(yabancı) fedâ (Vâsıf (Enderunlu)) |
|
Nik ü bed(iyi ve kötü) herkes bulur âlemde bir gün ettiğin
Kendi çekmezse cezâ miras kalır evlâdına (Ziya Paşa) |
|
Yârânına(dostuna) etmeyen recâ hiç
Adâaya(düşmanına) eder mi ilticâ hiç (Abdülhak Hâmid) |
|
Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı
Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı (Mechul) |
|
Bir kere dokunsam teline sâz-ı derûnun
Bin türlü nevâzişle(okşamayla) düzelmez bozulunca (Râgıb Paşa)
|
|
Dene altunu mihenk taşında
Dahi insanı bir iş başında (İbrahim Şinasi)
|
|
Gizli düşman gibidir bil ki müdâhin(yüze gülen) ahbâb (Sünbülzâde Vehbi)
|
|
Doğruluk dilde, yok dudaklarda
Hayr ayaklarda, şer kucaklarda (Tevfik Fikret)
|
|
Sana senden gelir bir işte ancak dâd(doğruluk) lâzımsa,
Ümidin kes zaferden gayriden imdâd lâzımsa (Nâmık Kemâl)
|
|
Ey gül! Nâzîrin(benzerin) olmaz idi hârın(dikenin) olmasa (Riyâzî)
|
|
Konarsan güle kon, dikene konma,
Eski düşmanların dost olur sanma (Sâni)
|
|
Olsa devlet eğer zevâle(bozulmaya) karîb(yakın),
İşler kişi acîb-ü gârîb (Lâtifî)
|
|
Söylemekten söz uzar, artar.
Söyleyenden dinleyen ârif gerek. (Mechûl)
|
|
Bir yerde ki cehl(bilgisizlik) hükümrandır,
Ol yerde ziyâ-yı (ışık) hak nihandır (bulunmaz). 'Âsaf (Mahmut Celâleddin Paşa)' |
|
Alçalır elbette haddinden ziyâde yükselen. (Muallim Naci)
|
|
Değil kürsüye vâiz arşa çıksan âdem olamazsın (Sâbit)
|
|
Bu meseldir ki eden kimse bulur,
Dâima hâin olan hâif(korkak) olur (Taşlıcalı Yahya)
|
|