10’uncu Yıl - 85’inci Yıl Ne Yaman Çelişki

Öztin Akgüç

Cumhuriyetin 10’uncu yılı ile 85’inci yılını karşılaştırma, nasıl bir çelişki, nasıl bir geriye gidişin yaşandığını ortaya koyuyor. Cumhuriyetin 10’uncu yılı.. dünya büyük ekonomik bunalımının etkilerini atlatamamış, gizli gizli savaş hazırlıkları var, dünya ticaretinde kısıtlamalar, kambiyo kontrolleri.. özetle ekonomik ve siyasal açıdan olumsuz dünya koşulları yaşanıyor. Buna karşı uzun süreli savaşlardan yeni çıkmış yoksul ama başı dik, geleceğe umutla bakan, saygın, birçok açıdan dünyaya iyi örnek bir ülke Türkiye. Onuncu Yıl Marşımız bunu gayet güzel yansıtıyor. Günümüzde de İstiklal Marşımızdan sonra gururla söylüyoruz. 85’inci yılında ise ABD’nin, AB’nin peşine takılmış, uydu görünümlü, bölünme haritalarının düzenlendiği, ekonomik açıdan IMF’nin koltuk altına sığınmaya çabalayan, iç kalkışma amaçlı terörle yaşayan, karanlığa gömülmeye çalışılan bir Türkiye... Çelişkiler daha somut olarak şöyle örneklenebilir:

• Onuncu yıl, sınai planları ile ekonomik bunalımdan çıkmaya çalışan, hızlı büyüme sürecine giren Türkiye; ama ‘take off’, kalkış aşamasından sonra, izleyen 75 yılda bir türlü kalkışa geçemeyen Türkiye...

• Yabancı devlet büyüklerinin, kralların ziyarete geldiği Türkiye’ye karşı, günümüzde terörü önleme alalaması altında ABD’nin telkini ile Barzani’nin ayağına giden Türkiye...

Mussolini’nin küstahça davranışlarına karşı “Çizmelerimi giydirmeyin” diyen Atatürk’ün davranışına karşı, askerlerinin başına çuval geçirenleri içine sindiren, onu ülkesinde ağırlayan Türkiye...

• Osmanlı döneminden gelen borçları ödeyen bir Türkiye’ye karşı sürekli borç alan, sıcak hatta kara paraya her türlü ödünü veren Türkiye.

• Kısıtlı bir bütçeye karşı ülkeye sınai tesisler kazandıran, altyapı yatırımlarını yapan, büyük bankaların çekirdeklerini oluşturan bir Türkiye’ye karşı, Cumhuriyetin birikimlerini özelleştirme adı altında satan, peşkeş çeken ve bununla övünen bir Türkiye...

• KİT’leri ile, Halkevleri ile, Köy Enstitüleri ile dünyaya örnek olan kişilikli bir Türkiye’ye karşı, yer yer Batı’ya, yer yer Araplaşmaya öykünen kişiliği belirsiz bir Türkiye...

• Kıt kaynakları ile çocuklarını okutmaya, aydınlatmaya çalışan bir Türkiye’ye karşı; paralı eğitimi, düzeysiz eğitimi, hatta partizan ideolojik eğitimi ile gerileyen bir Türkiye...

• Yoksulluğa karşın yolsuzluğun, yiyiciliğin, zimmet, ihtilas, irtikap gibi yüz kızartıcı suçların sınırlı bir düzeyde kaldığı Türkiye’ye karşı, yolsuzlukta dünya sıralamasında ön sıralarda yükselen bir Türkiye, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında belleklerde kalan bir “Yavuz Havuz” meselesine karşın, günümüzde her gün su yüzüne çıkmış ya da çıkmaya hazır yüzlerce yolsuzluk olayları en azından yolsuzluk savları...

• Kişilikli, tutarlı bir Türkiye’ye karşı, her alanda yozlaşan bir Türkiye... Tesettürde bile giyilen kara çarşaf bir tutarlılığı gösterirken; türban bir yozlaşmanın simgesi, “altı kaval üstü şeşhane” olarak nitelendirilebilecek bir giyim tarzının, bir kişisizliğin dışavurumu...

• Her alanda yetenekli, liyakatli insanların arandığı, yetiştirildiği bir Türkiye’ye karşı kişiliksizliğin, niteliksizliğin, hatta bilgisizliğin, işbirlikçi olmanın prim yaptığı bir Türkiye...

• Kalitenin ön plana çıktığı bir Türkiye’ye karşı, kalitesizliğin yaygınlaştığı bir Türkiye...

Cumhuriyetin onuncu yılında aydınlanmaya kavuşmak isteyen bir Türkiye’ye karşı, 85’inci yılında karanlığa itilmeye çalışılan bir Türkiye... Sade Onuncu Yıl Marşı bile çelişkiyi, tezatı ortaya koymuyor mu?

Cumhuriyet Gazetesi - 02.11.2008