‘KORKMA, SÖNMEZ!..’

Oktay AKBAL

“Korkma, sönmez...”

Diyoruz, ama yine korkuyoruz!

Sen korkmuyor musun? Ben, o, öteki?.. İşadamı, esnaf, tüccar, memur, işçi, gazeteci, yazar, politikacı, milletvekili, bakan, başbakan!.. Sabah oldu, akşam oldu.. derken yine bir sabah, kapı çalındı, çalınacak! Sütçü vardı eskiden, o da yok artık. Kim gelir gece yarısından sonra, ya da sabaha karşı? “Birileri” mi? Kim onlar?

***

12 Eylül günlerinde bir haziran gecesiydi. Kapının zili uzun uzun çaldı. Pijamayla kalktım, koştum.. Kapıda üç adam, ikisi bana doğru, biri de arkada duruyor. Tetikteler, bir çeşit korku içindeler... Beni götürmeye gelmişler! Başkalarını da almışlar, araba kapıdaymış!..

***

Korku bulaşıcıdır, kolaylıkla topluma yayılır. Bir mahalleden biri alınıp götürülmüşse, tüm komşular, “Sıra bana da gelecek mi?” demeye başlar... Derken ardı ardına gelir dalgalar: Onuncusu, on birincisi.. belki on beşincisi, yirmincisi...

Herkes korkuyor, ama bence en çok korkanlar ülkenin egemenleri!.. Birkaç türlü korkuları var onların; bizim gibi değil... Önce, güçlerini bir anda yitirmek, bir gecede yerleştikleri güvenli durumdan koparılmak. Bugün, yarın, öbür gün diye beklemek, beklemek!..

Siz, Başbakan Erdoğan korkmuyor mu sanırsınız? Her konuşmasında kalabalıkların önünde, her bağırıp çağırmasında görülmüyor mu? Sizinki, benimki gibi değil onun korkusu... Bırakın, tek başına sokağa, caddeye çıkabilmesini, dört yanına simsiyah giysili, kara gözlüklü on-yirmi koruma almadan oradan oraya gidemiyor!.. Bindiği arabalar zırhlı, kurşun geçirmez, kapısı ancak balyozla kırılır...

‘Korku dağları bekler’ demiş atalarımız... Korku, bir insan mı, bir hayalet mi, bir zehirli mikrop mu? Hep içimizde yaşayan gizli bir düşman mı? Yanımızda, arkamızda, bizi izleyen, her an silahıyla ya da silahsız, yaşantımıza son vermeyi bekleyen bize benzer biri mi? Yarı aç yarı tok yaşayan yığınların korkusu ise bambaşka! Bir dilim ekmek, biraz peynir, yaşamı sürdürmek, sürdürebilmek olanağının da yitip gitmesi!.. Yaşamak tek başına apayrı bir korkudur, açlık çizgisinde sürüklenenler için...

***

Korku ne zaman biter? Savcının, yargıcın karşısına çıkarılırsın, soruları yanıtlarsın, sonra seni alır bir yere kapatırlar, ranzanın üstünde uzanıp uykuya, daldığında!..

Hep yaşandı, yaşanıyor, yaşanacak! Bu gidişle kimse yakasını kurtaramayacak... En üst çizgilere ulaşmış asker, sivil, kadın, erkek.. hatta çocuklar bile! Yarın ya da bu sabaha karşı kapı çalınacak, ya da zorla ite kaka yıkılıp açılacak...

İşte dillerde, kalemlerde, sütunlarda, TV ekranlarında gezip dolaşmakta olan, korku imparatorluğu!..

 

Cumhuriyet- 27 Ocak 2009