DÜŞÜNCE VE İNANÇ
Öztin AKGÜÇ
Tanrı insanlara, belki de tüm canlılara düşünme yetisi, yeteneği vermiştir. İnsan düşünmeli, düşüncelerini açıklamalı, açıklama cesaretini göstermeli, bunun bir maliyeti varsa göze almalı, maliyetine de katlanmalıdır.
Tanrı’ya yürekten inanıyorsak, kulluğumuzun Tanrı’nın tüm evrenin, canlıların yaratıcısı ve efendisi olduğunun bilincinde olmalıyız. Bizler nihayet birer kuluz. Tanrı tüm kullarına aynı yakınlıktadır, hiçbir kul ayrıcalıklı değildir. Kişiler kendilerini Tanrı’ya daha yakın göstererek, üstünlük, çıkar sağlamamalıdır. İnançlı bir kişi zaten buna tevessül etmez, insanları kandırmaya çalışmaz.
Tapınmak Tanrı’ya şükran, saygı sunmaktır. Tapınma her şekilde yapılabilir; Tanrı’ya şükran sunulabilir. Çıkar beklentisi ile cennetin yolu açılır diye yapılan ibadet, ibadet değildir. Yürekten şük-retmek tapınmaktır. Kimse Tanrı’nın vekili imiş gibi hareket ederek, insanlar hakkında, dindar, dinsiz, iyi kul, kötü kul diye karar veremez. Tanrı adına hüküm vermek, inançsızlık en büyük günahtır.
İnsanlar, tapınmada şekil şartlarına uyumdan çok iyi bir kul, iyi bir insan olmaya özen göstermelidir. İyi bir kul, iyi bir Müslüman, erdemli niteliklere sahip olabilmek için çaba harcar.
İyi bir Müslüman, iyi bir kul, başkalarına, çevreye zarar vermekten, kötülük yapmaktan kaçınır; böyle bir hata yapmış, zarar vermiş ise onu gidermeye çalışır; yaşamı boyunca onun azabını çeker, acısını taşır.
İyi bir kul, dürüsttür. Hem kendine, hem topluma hem de Tanrı’ya karşı dürüsttür. Yanıltmaya, aldatmaya, farklı görüntü vermeye, alalamaya kalkışmaz.
İyi bir kul cesurdur. İnançlarını, düşüncelerini cesaretle savunur. Zor karşısında susmaz, pısırıklaşmaz. Cesaret dürüstlükle uyuşur, birlikte yürür.
İyi bir kul, başkalarının hakkını yemez, paylaşmacıdır. Yalnız maddi varlık paylaşması, yardım değil, bilgi, beceri paylaşması da yapar. İnsanların büyük bir bölümünün açlık, yoksulluk sınırında yaşadığı dünyada, savurganlık, aşırı tüketim, aşırı mal edinimi, erdemli davranışlar değildir. Gerçek anlamda vakıf kurarak toplum yararına yatırımlar yapılarak, çevre korunarak, eğitim-sağlık gibi hizmetler desteklenerek paylaşım yapılabilir. Aşırı maddi hırs, özellikle yolsuzlukla mal edinme hırsı Müslümanlığa iyi bir kul olmaya aykırı tutkulardır.
“Devletin malı deniz yemeyen domuz”, “Bal tutan parmağını yalar”, “Yesin de yapsın” gibi düşünceler dürüstlüğe, paylaşmacı olmaya erdemli olmaya aykırıdır. İyi bir Müslüman, yolsuzluğu haklı göremez, savunamaz, destekleyemez. Ahlak dışı hareketlerin bedelini sonuçta toplum öder. Böyle bir haksızlığa gerçek Müslüman göz yumamaz.
İyi bir kul, iyi bir Müslüman alçakgönüllüdür. İnsanlara yukardan bakmaz; onları hakir görmez, küçümsemez, ezmez, ayrım yapmaz. Eleştirmek ile küçümsemek ayrı davranışlardır.
İyi bir kul Tanrı’ya sığınır. Ancak Tanrı’dan sürekli istekte bulunmak saygısızlıktır, arsızlıktır. Saygısızlık, arsızlık Müslümanlıkla bağdaşmaz. Hele hele, yatır, baba ve benzerleri aracılığı ile Tanrı’ya yakarma, gerçekte inançsızlık gösterisidir.
Kişilerin oruç tutma, namaz kılma gibi ibabet şekillerinde görünen, bazı çevrelerce eleştirilen tutumlarının topluma bir zararı yoktur. Ancak erdemsiz davranışlarının, iyi bir kul, iyi bir Müslüman gibi davranmamalarının topluma her açıdan büyük zararları olmakta, ayrıca yanlış örnek oluşturmaktadır.
Müslüman geçinme, bu yolla maddi çıkar, politik statü sağlama iyi bir kul, iyi bir Müslüman olmakla bağdaşmaz.
Herkesin inancına göre bu dünyaya kendimizden bir şeyler vermek, varlığımızı paylaşmak için geldiğimizi de unutmayarak, bayramınızın esenlikle geçmesini dilerim.
Cumhuriyet Gazetesi – 20.09.2009