SEN
Bekir COŞKUN
Sen o
gaziyi tanımazsın...
Aklına geleni "kucaklamaktan" söz etsen de, senin oportünist kafan
onu ne tanımaya yeter, ne anlamaya...
Sen bilemezsin...
(.........)
Önceki gün onları, gururu uğruna ölen arkadaşlarının cenazesinin peşinden
gitmek isterken, tekerlekli sandalyelerin üzerinde gördüm.
Hepsi gençti...
Yaşamlarının en güzel günlerinin başlangıcında, vücutlarının yarısını ıssız
dağlarda bırakıp gelmişlerdi...
Canlarının tümünü veren arkadaşlarından farklı olarak, onların acısı
başlamıştı, ama asla bitmeyecekti...
Suyu görüp avuçlayamamak, ağacı görüp ulaşamayarak, yolu görüp yürüyememek,
çocukları sevip oynayamamak, sevgiliyi görüp okşayamamak gibi bitmek tükenmek
bilmeyen bir hüznün mahkûmuydu onlar...
Yaşamları
süren, ama hayatları ölmüş gaziler...
Niçin?..
Türkiye
rahat uyusun diye.
Şimdi sen,
onların uğruna her şeylerini verdikleri tüm değerleri bir bir
yıkmaktasın...
Anlıyorum seni..
Onların yüceliği seni rahatsız ediyor...
Ezmek, etkisizleştirmek, silmek istiyorsun onların bitmiş hayatlarının
üzerinde bulut bulut kümelenmiş toplumsal güveni ve
ulusal sevgiyi...
Çünkü "hattı müdafaa"nın, aynı zamanda "sathı
müdafaa" olduğunu bal gibi biliyorsun...
Bu yüzdendir...
Onlara karşı kinin var ve saygısızsın...
O, dağlarda çocuklarımız özgür
büyüsün, yaşlılarımız rahat uyusun diye kurşun yerken, gazetelerde hep senin avanta-beleş-yağma-hırsızlık
haberlerin vardı...
Ne o dağlara giden çocukların oldu, ne aklın kaldı sınır boylarında...
Senin dünyanda, onların uğruna vücutlarının yarısını, hayatlarının tamamını
verdikleri onur-şeref yok...
O mağrur kimlik...
O gurur...
Sende olmadı-olmayacak...
Sen bilmezsin...
Hürriyet Gazetesi -22 Ocak 2009