ERGENEKON KAFAMI ÇOK KARIŞTIRIYOR
Cüneyt ÜLSEVER
BU ülke çok darbe gördü. Çok sayıda darbe teşebbüsüne
de şahit oldu. Faili meçhuller işin cabası.
Güneydoğu'da
bir sürü insan devlet kökenli iradeler tarafından yok edildi.
JİTEM'in varlığından güneşin varlığından
emin olduğum kadar eminim. Şener Eruygur'un talimatı
ile Levent Ersöz'ün “tehlikeli gazeteci” sıfatı ile
bizzat benim telefonlarımı dinlettiğini biliyorum. Hazırladıkları uyduruk
listelerde ismim yayınlandı.
2003'te yayınladığım “Hacı” adlı romanım TSK içinde kurulmuş illegal
yapılanmayı roman formatında anlatır.
Ergenekon Davası henüz darbecileri değil ama darbeye teşebbüs
edenleri, Güneydoğu'da illegaliteyi
kurumsallaştıranları yargı önüne çıkaran ilk mahkeme olduğu için demokrasi
mücadelemiz için muazzam önemlidir.
Bu davaya katkıda bulunan herkes Türkiye'ye büyük katkıda
bulunmaktadır!
* * *
Ancak, dava 5 yönü ile lüzumsuz yaralar alıyor:
1) Birileri yandaş medyaya bilgi sızdırarak davanın siyasi
boyutunu gereğinden fazla öne çıkarıyor. Toplumda rövanş duygusu
pompalanıyor.
2) Dünya algılamaları katiyen demokratik olmayan, hatta darbe
rüyaları bile gören ama bu tavırlarının kamu vicdanında belki nahoş
olduğuna ama suç teşkil etmediğine dair kanaat yerleşen sanıkların varlığı
da davayı olumsuz etkiliyor.
3) Aramalarda CMK'ya uyulmadığına dair
iddialar aldı başını gidiyor.
4) İddiaların önemli bir bölümü izinli/izinsiz yapılan telefon
dinlemelerine dayanıyor. Bu dinlemelerin büyük bir bölümü delil olarak
kabul görmeyebilir.
* * *
5) Son olarak da, gizli tanıklarda defolar basına yansımaya başladı.
Bir albayın hakkında 9 kez ömür boyu hapis cezası isteği ile dava açılmasında
büyük rol oynayan 2 gizli tanık “verilen sözler tutulmadığı” için
ifadelerinden vazgeçmişler. (Hürriyet-20.07.09)
Mahkemeye verdikleri dilekçelerde (21.06.09) Emniyet Güçleri'nin
belirli yönde ifade verirlerse ödüllendirileceklerini belirtip, özü
itibari ile kendilerinden tahrif edilmiş ifadeler istediklerini beyan
etmişler.
İkisi de eski PKK itirafçısı olan şahıslar ifadelerinden caymışlar!
Caymışlar, zira kendilerine verilen sözler tutulmamış!
* * *
Diyarbakır'daki davada ortaya çıkan bu garabet durum Ergenekon
Davası'nı da kökten etkileyebilir.
Zira, Dava esasen: i) yukarıda bahsettiğim izinli/izinsiz telefon
dinlemelerine, ii) aslı astarı genellikle ispat
edilemeyen belgelere, iii) ve gizli tanık ifadelerine
dayanıyor.
Zaten telefon dinlemeleri, izinli olsalar bile, tek başına delil teşkil
etmiyor.
Malum belge fotokopiden bir türlü aslına gidemediği için
gerçek olduğuna iman eden tüm köşe yazarlarını madara etti.
Şimdi de gizli tanıklar fos çıkmaya başladı.
Diyarbakır'da ortaya çıkarılan “garabet” Ergenekon
Davası'nda ifadelerine başvurulmuş tüm gizli tanıkların inanılırlığına
gölge düşürdü.
Artık, sanıklar rahatlıkla, işlerine gelmeyen ifadeler için, gizli
tanıkların inanılırlığını sorgulayacaklar.
İfadelerin “teşvik primleri” karşılığı alınmış “senaryo”
ifadeler olduğunu iddia edecekler.
* * *
Bu davanın vereceği hükümlerin vicdanlarda kabul görüp görmemesi Türkiye'nin
yönünü belirleyecek!
Şu hali ile Dava kafa karıştırıyor!
Hürriyet Gazetesi – 21 Temmuz 2009