BANA YALAN SÖYLE!

Erdal ATABEK

 

Evet. Bana yalan söyle.

Bana yalan söyle ki, yaşadıklarıma dayanayım.

Bana yalan söyle ki, gerçeklerin altında ezilmeyeyim.

Bana yalan söyle.

Çekinme.

Yalanını yüzüne vurmam.

Asla “Bana yalan söylüyorsun” demem.

Bana yalan söyle. Ben inanırım.

İnanmaya ihtiyacım var.

Yalanlara ihtiyacım var.

Ne gibi yalanlar mı?

Ülkemde adalet olduğunu söyle mesela.

Hapiste olanların suçlu olduğunu söyle.

Dışarda gezenlerin masum olduğunu söyle.

Buna inanayım.

Adaletin tarafsız olduğunu söyle.

Adaletin önyargısız olduğunu söyle.

Adaletin iktidarla ilişkisi olmadığını söyle.

Bunlara inanayım.

İnanmaya ihtiyacım var.

Bana yalan söyle.

***

İşsizliğin azaldığını söyle mesela.

İşsizliğin kalmadığını söyle hatta.

Ben de işsiz olmadığımı düşüneyim.

Bir işim varmış sanayım.

Bana yalan söyle, ne olur!

Her yerde işsizlik olduğunu söyle.

Bunun kader olduğunu söyle.

Herkesin işsiz kalabileceğini söyle.

Hatta işin çok da önemli olmadığını söyle.

Kimsenin aç kalmadığını söyle.

Bir yolunun bulunduğunu söyle.

Bana kısmetten söz et.

Talihimin şu aralar yolunda gitmediğini söyle.

Bana yalan söyle.

Yalan söyle ki inanayım.

Çok ihtiyacım var, çok...

Şu ara yalana çok ihtiyacım var.

Yalvarırım yalan söyle.

Bana asla asla, şunları söyleme dostum:

“Herkes kaderini kendi yaratır” deme.

“Sen öyle istedin de öyle oldu” deme.

Asla, bana “Önünü görmedin, önünü düşünmedin” deme.

Bunları taşıyamıyorum.

Bunlar bana ağır geliyor dostum.

Bak bunları politikacılar söylüyor mu?

Sen de söyleme.

Bana yalan söyle, yalan.

“Sen ne yapabilirdin ki?” de bana.

“Hep onların suçu” de bana.

“Sen elinden geleni yaptın, gene de yaparsın” de bana.

Yaptım değil mi?

Gene yapıyorum değil mi?

Benim suçum yok değil mi?

Hep onların suçu değil mi?

Bak, ne güzel, rahatlıyorum.

Televizyonlar gibi yap.

Bana yalan söyle.

Hep yalan söyle dostum.

Sağ ol. Bak, şimdi rahatladım...

 

 

Cumhuriyet Gazetesi – 07.06.2010