PEŞREV VE FASIL

Mümtaz SOYSAL

 

YÜKSEK mahkeme, üstüne düşeni iyi kötü yaptı ve sıra seçmene geldi.

Müjde verecek olan sabırsızdır, fazla beklemez. Mahkeme başkanı, Rona Aybay’ın da belirttiği gibi görülmedik bir yola başvurup iktidarın özlediği sonucu basın toplantısıyla açıklayarak halkoylamasının önünü açmış oldu.

Mahkeme tarafsızlığını ispatlamak için iktidarı ve muhalefeti eşit ölçüde memnuniyetsiz gözüktürecek bir denge hesabı düşünmüş de olabilir. Kimi futbol hakemlerinin yaptığı gibi: Bir penaltı birine, bir penaltı da öbürüne.

Herkes hesaplı davranacak da yargı davranmayacak mı?

Herhalde son yıllardaki kötü gidişlerin en kötüsü bu olmalı: güvenilen dağlara karın yağması. Uzaktan seyredince üşür gibi olur insan, kış ortasında gök gürültüsü duyduğunuzu zannedersiniz. Oysa, devletin çatısı ve temelleri çatırdamaktadır. Kuruluş yıllarının coşkusundan sonra çocuklarınıza bırakacağınız Cumhuriyet bu mu olmalıydı?

Artık kime ve neye güveneceksiniz?

Çapsızlık yarışına dönüşen demokrasiye mi? Birilerinin sahipliğine mi?

Aldatıcı rakamlarla rekor kırma iddiası taşıyan dipsiz ekonomiye mi?

On beş yıllık cumhurbaşkanlığı boyuncu yurtdışına tek adım bile atmadan Lozan’ın eksiklerini giderip Montreux’ü ve Hatay’ı halletmiş bir Mustafa Kemal’in Türkiyesi’nde, gidilmedik yeryüzü ülkesi bırakmamış devlet ve hükümet başkanlarıyla varılan dağınık dış politikanın geleceğine mi?

İkinci yılı bile tamamlanmadan “Öğretim Birliği”ni getirmiş bir Cumhuriyetin işsiz imam-hatipler yetiştiren, liseleri gereksiz bırakıp dershaneler furyasına teslim olan, özerklik reformunun derin anlamanı kavramaksızın rasgele açılmış üniversite sayılarıyla yüksek öğrenim başarısını ölçen bir ulusal eğitim politikasının yetiştirdiği genç kuşaklara mı?

Nereye baksanız, güvenebileceğiniz bir geleceğin yaratılması için ciddi ve sağlam temellere dayalı bir ulusal seferberlik toparlanmasının akılcı disiplinini özler gibi olmuyor musunuz?

Hep ütopya olarak kalmamalı bu özlem. Bir ucundan mutlaka başlanmalı onu gerçekleştirici adımlara.

Örneğin, hiç değiştirilemeyecek bir üçüncü AKP iktidarı için planlanmış 2011 seçiminin peşrevi olarak getirilen referandumda “hayır”la o planı bozarak.

Sunulan metin hiç önemli değil. Çünkü çelişkilerle dolu: Bir yanda yargı bağımsızlığının, anayasal denetimin canına okuyan hükümler, bir yanda da onların üstünü örtmek ve demeti şirinleştirmek için sosyal güvenlikle, sendikal haklarla ilgili sözde iyileştirmeler. Hepsi gelecek iktidarın niyetine bağlı.

Böyle olduğu içindir ki bu peşrevi beğenip beğenmemek, sonrasında gelecek fasıl heyetinin şimdikinden de yüksek perdeden okuyacağı makama razı olup olmamak demektir.

 

 

 

Cumhuriyet Gazetesi – 10.07.2010