OBAMANİ
Erdal ATABEK
Obama’nın Türkiye ziyareti inanılması güç
duygulara dönüştü.
Malatya’da kayısı üreticileri coştu. Kayısının adına “obama” eki
koydular: Apricobama.
Bir imam da “üç kayısı yiyenin Cumhurbaşkanı, iki kayısı yiyenin
başbakan, bir kayısı yiyenin bakan” olacağını müjdeledi.
Çeşitli yazarlar “yeni bir çağın açıldığını, bu dönemde Amerika-Türkiye
ilişkilerinin yıldız gibi parlayacağını” açıkladı.
Gerçekte ne oldu?
Amerika’nın yeni sempatik, zeki, sıcakkanlı Başkanı Barack
Obama, geride kalan dönemin sevimsiz, saldırgan, küstah imajını değiştirmeye
kararlı adımlar attı.
İyi de, bu görüntü Amerika’nın dünya politikasının değiştiğini mi anlatıyor?
Amerika’nın dünya politikası değişir mi?
Bu politikaya karar veren “militer-endüstriyel
güç” eksen mi değiştirdi?
Amerikan çıkarları ön planda değil mi?
Hiçbiri değil.
Amerikanın stratejisi değişmez.
Ama taktikleri değişir.
Değişen, bu taktiklerdir.
Elbette Amerika gene kendi çıkarlarını kollayacaktır.
Türkiye’ye düşen de kendi çıkarlarını kollamasıdır.
Obama’nın laiklik vurgusuna gelince, orada durmak
gerekiyor.
Amerika’nın isteği “model ortaklık”tır.
Nasıl bir model olacaktır bu?
Kimlere model olacaktır?
Ve neden onlara model olacaktır?
Bu soruların yanıtları zaman içinde verilebilir.
Önemli olan, Türkiye’nin bağımsız karar verme gücüne sahip olup olmadığıdır.
Atatürk, kurduğu Cumhuriyet’te şu ilkeleri ödünsüz yerleştirmiştir:
Bağımsızlık, laiklik, uygarlık.
Bugün de Türkiye’nin temel ilkeleri bunlardır.
Obama, aslında Atatürk’e gelmiştir.
Obama’yı buraya getiren Atatürk Türkiye’sinin
gücüdür.
Atatürk Türkiye’si, Asya’nın, Afrika’nın sömürge ülkelerine kurtuluş modeli
olmuştur.
Türkiye, Atatürk döneminde gerçek bir “model ülke”dir.
Şimdi, İslam ülkelerine “Amerika-Türkiye bağlantısı modeli” yapılmak
isteniyorsa bunun ne anlama geleceğini düşünmek gerekir.
Hoplayıp zıplamanın gereği yok.
Türkiye nasıl bir kimlikle yoluna devam edecektir?
Atatürk’ün çizdiği yolda mı ilerleyecektir?
Amerika’nın gösterdiği yolda mı?
Türkiye’nin karar vermesi gereken asıl konu budur.
İşte, “gerçek liderlik” burada ortaya çıkacaktır.
“Etkileyici liderlik” kavşaklarda gereklidir.
Bunu da önümüzdeki dönemde göreceğiz.
Önümüzdeki dönem çok önemlidir.
Bu dönem de geleceği belirleyecektir.
Başımız dönmesin, gözümüz kararmasın.
Tersine, her zamankinden daha uyanık olalım.
Cumhuriyet Gazetesi – 13.04.2009