TERÖRLE AÇILIM!
Orhan BURSALI
Türkiye, Doğu’dan Batı’ya bir ağıt, bir hüzün, bir gözyaşı halinde dalgalandı. Edirne’de şehitlerin adları teker teker okunuyor ve bütün öğrenciler, bütün kızlar, bütün erkekler, bütün öğretmenler, bütün halk, bütün millet “Burada!” diye bağırıyorsa...
Bir öğretmen, millete “Haydi kışlaya, ordumuzun yanına, onları ziyaret etme günü” çağrısı yapıyorsa... ve insanlar
BU AĞIT’IN ADI NE?..
Ben bugün çok harabım,
Damla damla aktı bak;
Üniformamda kanım!..
Karanlık bak yollarım,
Her yanım yangın yeri;
Ben de yandım Serap’ım!..
şiirleri gönderiyorsa birbirlerine...
Başta bir yanlışlık var...
Bu iktidar, bu acıyı, bu hüznü, bu yıkılmışlığı yaşatmamalıydı, bu millete.
***
Unuttuk muydu cenaze konvoylarını? Evet! Sanki! “Açılım” umudu serpmişti bu iktidar ülkeye!
İktidarın söylemini unutacak kadar bunaklaştık, belleğimizi yitirdik mi? Oysa daha dündü:
İki tarafın analarını buluşturmuşlardı!
“Bitsin bu kan, bu gözyaşı, her şey bu millet, bu analar için” demişlerdi!
İktidarın tek başına çıktığı bu yolculuğun sonunda, elimizde sıra sıra dizilmiş tabutlar var...
Şimdi, bu cenaze törenleri evlerde, okullarda, cami avlularında değil, Başbakanlık’ın önünde yapılmalı... Başimam ve İçişleri’ndeki hocası da cenaze törenlerini kılmaya çağrılmalı..
***
Türkiye’nin en önemli “kanlı” sorunu. Bir “kovboy”, korkulu ülkeye geliyor veya bir “şerif” gönderiliyor... Sonunda, “kahraman kurtarıcı”nın sereserpe yerde yattığını görüyoruz. Yanında yardımcısıyla..
Sen “açılım” diye ortaya çıktığında, anaları buluşturduğunda, ama ne yapacağını bilmeyip hiçbir şey açıklamadığında, kimsenin yardımını istemediğinde...
Ve herkesi “serbest atış” konuşturduğunda: Ne versek, ne kadarını versek ülkenin... Ne yapsak acaba diye...
Kulakların bir yandan İmralı’da, ellerin gökyüzüne açılmış Tanrı’ya dua ederken, dudaklarında mırıltılar:
“Tanrım umarım çok şey istemez, biz de milleti inandırırız, artık akmayacak kanların diyet borcudur diye...”
Ama terör, Türkiye toprakları içinde özerk, kendi ordusu, adliyesi, silahı, maliyesi olan bir “devlet” istemektedir!
Yeni değil, başından beri! Arkasında özellikle ABD ve Irak Kürtleri ve kısmen de bazı it kopuk Avrupalılar...
Ah, unutmayalım, buradaki yazarlarını, çizerlerini... Özetle, her tabakadan muhiplerini!
***
İktidarı kısmen esir almışlar, Erdoğan’a paye vermişler üstelik: “Aydınlarla büyük işbirliğinin bilge insanı...”
Meraklıdırlar paye dağıtmaya! Bazen Atatürk’ü aşağılayanlara da “basınımızın büyük düşünürü”, “bilim dünyamızın şanlı tarihçisi...” gibi unvanlar verirler, takdim yazılarında!
Onlar hep Türkiye’ye yönelik olarak “Kanla, öldürmekle bir yere varılmaz, işte görüyorsun” dediler.. Ama hiçbir zaman teröre bunu söylemediler!
İktidar sandı ki üç-beş şey yaparak bu işi bitiririm..
Aldığı ödül, Başbakanlık’ın önündeki 7 cenazenin konvoyudur!
***
İktidar, ulusal uzlaşma ile soruna yaklaşmadı...
Ya ne yaptı? “Oy toplama”ya baktı!
Kan ve gözyaşı üzerine inşa edilen bir politika!
AKP ile DTP “Kürt oyları” üzerinde çatışmaya girdiler.
Terör, enselerine dayadığı silahla, bu ikilinin oyununu bozuyor!
O, oy değil, ülkenin yarısını istiyor!
Cumhuriyet Gazetesi –
10.12.2009