ÇIKIŞ BULMAK …

Mahmut YILBAŞ

           

Neyin?..

Kapanın!..

Hangisinin?

Türkiye’nin içine çekildiği…

Türkiye bir kapan içinde mi?

Buna yok diyen çıkarsa aklından ve vicdanından şüphe etmek gerekir.

Türkiye öyle bir kapan içindeki bir yere kıpırdayamıyor…

Teğet geçildi dense de ekonomisi acınacak halde.

İşsiz sayısı her gün artmakta.

Türk köylüsü ve çiftçisi yoksulluk içinde.

Hayvancılık can çekişmekte.

Et fiyatları görülmemiş derecede yukarılara tırmanıyor.

Halkın sofrasından et kalktı.

Et ithali de bir çözüm getirmeyecek bu duruma.

İşsizlikte dünya rekoru kırmaktayız.

Terör de ise son 30 yılın en kritik aşamasına gelinmiştir.

Daha yaz başındayız. Her gün şehit haberleri eksik olmuyor.

Kara birliklerini bıraktılar şimdi deniz askerlerine saldırıyorlar.

İşte, İskenderun’daki son terör saldırısı.

Bu saldırıda açıkça, İsrail’in de parmağı var. İsrail’in PKK ile işbirliği içinde olduğu belli.

Sen Filistin’e gemi göndermeye kalkarsan ben de senin deniz üssünü işte böyle vurdurturum demeye getiriyor.  

İsrail ve İran’la ilişkilerin aldığı son şekil her şeyi anlatmaya yeterli!..

Arap ülkeleri, Türkiye ile İsrail’i savaştırıp seyrine bakacaklar.

Yok olmaz denilmesin; gidişat bunu gösteriyor…

Bu sorunlardan biri, herhangi bir ülkeye yeter de artar bile...

Ama Türkiye; bunlar yetmiyor gibi daha önemli başka bir sorunla karşı karşıyadır.

Sözüm ona Türkiye’de her dört veya beş yılda sandıklar kurulur, seçim yapılır. Laf olsun diye vatandaş gidip oyunu kullanır. Dünya’da bizim kadar oyunu gelişigüzel kullanan başka bir ülke vatandaşı var mıdır? Herhalde yoktur…

Seçenek çıkmadığı için vatandaş bütün olumsuzluluklara rağmen  iktidarı değiştirememektedir.

CHP, bir skandal komplosu ile Genel Başkanını değiştirdi.

Seçenek yarattım, demektedir şimdi…

Bunun yeterli olduğu söylenemez!..

Çünkü, Türkiye’de seçmenin ancak %25’i, haydi %30’u sol partilere oy verir. Geride, seçmenin %70’i kalmaktadır.

Asıl seçenek bu büyük kesimden çıkmalıdır, iktidar değişikliği için…

Türkiye’nin, siyasi yelpazesinin merkezi 1998 yılından beri boş durumdadır. Bu boşluk bugüne kadar doldurulamamıştır.

AKP bu boşluğu geçici olarak doldurduğunu ileri sürmesine rağmen, kalıcı olması düşünülemez…

CHP’nin alternatifi olarak 1950’de Türk siyaset sahnesine çıkan Demokrat Parti yeniden canlandırılmak istenmektedir. Bu görevi de eski Meclis Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk üstlenmiş görünmektedir.

Sayın Cindoruk bu misyon için ilk defa DP çatısı altında ANAP’la birleşme için çok zaman harcadı ve buna umut bağladı. Aynı tonajda iki teknenin birbirini yedeğe alması ne kadar zor ise bu iki partinin birleşmesi de çok sancılı olacaktı ve öyle de oldu.

Siyasi yelpazenin merkezdeki temsilcisi iddiasını taşıyan DP’nin sorunu sadece birleşmeden doğan zorluklar mı?..

Hayır! İnsani sorunlarda eksik değil!

Siyasette tekrar  söz sahibi olmayı ümit eden ne kadar kıdemli politikacı varsa Cindoruk’un etrafını kuşatmışlar.  

Sadece parti yönetiminin üst kademesinde mi? 

Hayır,  partinin en alt kademesinde de durum aynı.

Böyle bir yapılanma modeli seçmenin tercihi olabilir mi?

Çok zor!

Sadece tecrübe, kıdem yeterli olmuyor yeni bir siyasi yapılanma için..

Türkiye’nin geleceği söz konusu olmasa bırakın kim ne yaparsa yapsın, denilebilir…

Ancak, atılan her adım Türkiye’nin siyasal yaşamı ile doğrudan ve yakından ilgilidir.

Türk siyasi yaşamını birinci derecede etkilemiş ve şekillendirmiş olanlar bu durumu mutlaka görmeli ve buna göre hareket etmelidirler...

Bir müdahalede bulunmak için zaman geçmektedir, sonra geç kalınabilinir…

Daha sonra yapılacak bir müdahalede, çıkış bulmak için, zaman geçirilmiş olabilir…